KURBANIN HİKMETİ NEDİR?

Kurban kesmenin hikmeti nedir?Allah Teala, Hz. İbrahim (a.s.)dan oğlu İsmail’i kendi uğrunda kurban etmesini emretmesinin hikmeti nedir? İnsanlık tarihinde en büyük fedakarlığa örnek olabilecek bu adağı, Allah niçin Peygamberinden istemiştir?

Kurban kesmekteki hikmet;Cenabı Hakkın İbrahim Peygamberi sınaması ve onu imtihana tabi tutmasıdır.Zira İbrahim Peygamber öyle cömertti ki,bütün malını gözünü kırpmadan Allah için infak eder dağıtır,hazreti Allah da onun bu cömertliği karşısında daha çok verirdi.İbrahim Peygamber hayatı boyunca hiç misafirsiz sofraya oturmamıştır.

Hazreti Allah İbrahim aleyhisselamın cömertliği ile ve o zenginlik ve bolluk içindeki hayatında da bir an bile Allahı zikirden gafil olmamasıyla,kalbinde dünya sevgisi olmamasıyla Meleklerine karşı iftihar etti.ve onu sınamak ve imtihan için Cebrail a.s. mı gönderdi.Cebrail a.s. da onun bu cömertliğine hayran kalınca İbrahim Aleyhisselam "niye şaşırıyorsun Hazreti Allah bana bu yaştan sonra bir erkek evlad verse,Allah için gözümü kırpmadan kurban ederim,Hz. feda ederim"dedi.Ve bu şekilde adak vaki oldu.

İbrahim, (a.s.) Cenabı Hak’tan kendisine salih bir evlat vermesini istedi ve şöyle duada bulundu: “Allah’ım! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver” diye yalvardı.”[1] Allah da, İbrahim (a.s.)’ın duasını kabul buyurarak, yaşının çok ilerlemiş olmasına rağmen, ona bir oğlan çocuk verdi. Çocuk, oyun oynayacak yaşa geldi, çocukla babası arasında çok büyük bir sevgi yumağı oluştu. Artık Hz. İbrahim oğluna çok bağlanmıştı. Cenab-ı Hak Peygamberini imtihan etmek istiyordu. Hz. İbrahim rüyasında, oğlu İsmail’i, Allah yolunda kurban ettiğini görüyordu. Bu rüyanın kendisi için çok büyük bir imtihan olduğunu biliyordu ve bu imtihanı geçmek istiyordu ve Allah kulunu sevgi hususunda imtihan ediyodu. Evlat sevgisi ile Allah sevgisi arasında bir tercih yapmasını istiyordu. Bu rüya sadık bir rüyaydı, çünkü o bir Peygamberdi, O’na Allah tarafından vahy geliyordu. Allah sevgisinin ne anlama geldiğini en iyi o biliyordu. Rüyasında gördüğü kıssayı önce eşi, hayat arkadaşı Hacer’e anlattı. Hacer bu imtihanın kazanılmasının şartı, emredileni yapmak olduğunu biliyordu. Daha önce gösterdiği teslimiyet örneğini burada da gösterdi. Şeytanın kendisine vermek istediği vesveselere aldanmayıp her defasında, önüne çıkan şeytanı tam kalbinden kurşunlayarak taşladı, şeytanı yere devirdi, ona tarih boyunca, insanların örnek alacağı tarihi bir ders verdi. Kolay mı? Böyle bir sınavı geçmek, evladının kesilerek kurban edilmesi bir anne için kolay mı? Rabb’imiz! Zayıf biçimde yaratılan insan için, insan takatı için, bu ne büyük bir imtihan! Bu imtihanı geçmek öyle kolay mıdır? Hz. İbrahim oğlu İsmail’e oğulcuğum evladım İsmail’im rüyamda seni Allah yolunda, Allah için kurban ettiğimi görüyorum. Ne diyorsun, senin görüşün nedir? Bana söyle diyordu ve onun rızasını almak istiyordu. Evet o bir baba idi. Kesen el onun eli olacaktı, ancak kesilen boyun İsmail’in boynu idi. İbrahim ne kadar büyük bir imtihanla karşı karşıya ise de; en büyük imtihan İsmail’in imtihanıdır. Boğazlanmak kolay mı? boğazlanmak için emre itaat etmek, böyle bir konuda babaya itaat etmek kolay mı? Şeytanı kovmak, anlının tam ortasından kurşun gibi vurmak, taşlamak kolay mı? Nefsine, hayat sevincine, dünya nimetlerine, kürpecik bir yaşta, hayır demek kolay mı?
Evet tıpkı baba ve annenin teslimiyette, hiçbir tereddüte mahal vermedikleri gibi, Babacığım cancağızım! “Emrolunduğun şeyi yap” şeklinde cevap vererek; saygısını ve tevekkülünü “İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” diyerek, babacığına teslimiyetini ifade etti.
“Sonunda ikisi de, (Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı.”[2] Hz. İbrahim elindeki kesici aletiyle, bir defa oğlunun boynuna çaldı, ancak bıçak kesmemişti. Acaba bıçak niçin kesmiyor, bıçakta bir aksaklığın olup olmadığını görmek için, yanında duran büyük taşa vurduğunda, taşın ikiye bölündüğünü gördü. Evet bıçak kesmemişti, kesememişti, bıçağa kestirmeyen, bıçağı işlettirmeyen güç; Hz. İsmail’i kestirmemişti. Ancak Hz. İbrahim gönlündeki, kalbindeki oğlunu İsmail’ini çoktan kesmişti. Sevgi tercihini, Allah sevgisiyle ortaya koymuştu. Allah sevgili kulunu, Peygamberi İbrahim’i müjdeleyerek kendisine onu dost edindiğini vahy etti. Artık Hz. İbrahim, İbrahim Halilullah olmuştu. Kutlu bir ailenin sevinç çığlını, bütün melekler alkışlamıştı. Rahmet kapıları sonuna kadar açılmış, İbrahim’i İsmail ve Hacer olmayı bekleyen ümmetleri kucaklamaya hazırlanmıştı. Rabb’im bu adağımı, bu samimiyetimi, bu sevgi tercihimi, kabul eyle diyordu Hz. İbrahim. Ey Hacer! Senin ciğer paren bıçak altında, Şeytan ve şeytanlar vesvese vermek için, yakınında durarak fırsat kolluyorlar! Ey İsmail! Sen büyük bir teslimiyet içinde emrolunanı bekliyorsun. Şeytanı taşladın, nefsini taşadın, bütün dünyayı ve içindeki nimetlerini elinin tersiye tersledin. Aşkın ve sevdan dünya olmadığını gösterdin. Gerçek aşkın ve gerçek sevdan, tıpkı babacığın ve anneciğin gibi, Allah sevgisi Allah’ın rızasını kazanmak oldu. Ey İbrahim! Allah (c.c.) sana ferman buyuruyor: “Doğrusu bu apaçık bir imtihandı. Ve ona büyük bir kurban verdik. Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli) bir isim bıraktık. İbrahim’e selam olsun. Biz İhsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.”[3] Siz ailece, baba anne ve oğul, kutlu bir ailesiniz, sizi mübarek bir aile kılan, Allah’a olan katıksız şeksiz ve gümansız sevginizdir. Mutlu ve kutlu yolunuzu, yol edinenlere, büyük rehberler oldunuz. Peygamberler sizin zürrriyetiniz oldu. Ey hacı, hacca gelen kardeşlerim! Bizler bugün, burada niçin bulunduğumuzu, Bugün burada, nelerimizi kurban etmeye, Aşkımızın ve sevdamızın neler olduğunu, Biliyormuyuz, en sevdiğimiz dünyalıklarımızı kurban etmeye Fani olan bu hayatın zevklerinden vazgeçmeye, hazır mıyız? Her insanın bir İsmaili veya İsmailleri vardır, Acaba biz hangi ismaillerimizi kurban edebiliyoruz? Biz buraya bugün, kurban ve kurbanlıklar vermeye geldik, Kutlu ve mutlu bir son için, bu kurban şarttır. Bunlar, imtihanı vermek, alnı açık huzura varmak için şarttır. Madem buradasınız, Madem ki, ahdinizi yenilemeye geldiniz, O halde korkmayın, kesin kurbanınızı ve kurbanlarınızı, İbrahim gibi, dua ediniz. “Rabb’imiz kurbanımızı bizden kabul buyur” deyiniz, Allah’ın rahmet ve mağfiretine sığının ki, Gerçek halil, gerçek Halilulah’lar olasınız. Selam olsun İbrahim’e! Selam olsun validemiz Hacer’e! Selam olsun İsmail’e! Selam olsun size ey güllerin yolunda, gül koklamaya gelen, Rahman’ın Misafirleri! [1] Saffat, 37/100 [2] Saffat, 37/103 [3] Saffat

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler