Mevlid-i Nebi (Peygamberimizin Doğumu)

Peygamber efendimizin doğumu ve Doğum esnasında meydana gelen hadiseler.Hz.Aminenin ağzından Peygamberimizin(s.a.v.) Doğumu.

PEYGAMBER (S.A.V.)EFENDİMİZİN DOĞUMU

Allah’ın kullarının en hayırlısı bulunan Efendimizin doğum ayında ulemâ ihtilaf etti. Bazısı Safer, bazısı Recep, bazısı tarafından da Ramazan ayında doğduğu söylendi. Fakat sahih olan, Rebiulevvel ayında doğduğudur.

Hoş geldin, safa geldin ey ayların sultanı,
Zira o, gözlerin nuru ve mahzunların rahat (vesilesidir).
Bizim Rebî’imiz ve salih kulun Rebî’idir. (Rebiulevvel)
Me’mûn olan (peygamberin) velâdeti onda meydana geldi.
O olmasaydı kalpler ilâhını anlayamazdı,
Çünkü, sünnetlerin ikâmesi onun tarafından sağlandı.

Peygamber S.A.V.’in Rebiulevvel ayında doğduğunu söyleyenler de gününde ihtilaf ettiler. Bazıları ikinci, bazıları da sekizinci günü olduğunu söylediler. Lâkin ekserisi Rebiülevvel ayının on ikinci gecesi olduğunu ifade ettiler. (13)


Şair ne güzel söylemiş:
İslâm’da bu ay için diğerleri üzerine fazilet,
Üstünlük ve fevkalâdelik vardır.
Kendisinde, o isim ve mana doğdu.
Doğumunda hârikulâdelikler meydana geldi.
Rebî’dir, bahar içinde bahar,
Ve nurdur, nur üstüne nur, nur üstüne nur.

Hazreti Âmine, o geceyi şöyle anlatıyor:
-“O gece çok aydınlık bir geceydi. Semâda karanlıktan bir eser yoktu. Abdülmuttalib bütün çocukları ile birlikte Ka’be-i Muazzama’da duâ ve niyâza gitmişti. Yanımda hiç bir erkek ve kadın yoktu. Yalnızlığın verdiği korku vardı. Bana düşen ağlamaktı. Çünkü kadınlara gelen doğum ağrı ve sancıları bende de başlıyordu. Ben bu halde iken, içeriye hurma ağacı gibi uzun boylu bir takım kadınlar girdi. Onlara hayret ettim. Bana:
-“Biz Âsiye (Firavunun zevcesi) ve Meryem’iz, bunlar da huriler,” dediler.
O anda ben, Sema ile Arz arasına uzatılmış beyaz, ipekli bir kumaşın içinde idim. Birisinin şöyle dediğini işittim:
-“Onu insanların gözleri (önünden) alın.”
Yine, ellerinde gümüşten ibrikler bulunan ve havada duran bir takım erkekler gördüm. Vücudumdan, miskten daha güzel kokulu ter akıyordu. Doğum ânı geldi. Durum bana şiddetlendi. Sanki ben bir takım kadınlara dayanıyordum. O kadar çok idiler ki... Sanki evde benimle beraberdiler. O anda Muhammed A.S. dünyaya geldi. Onu çok güzel bir şekilde doğurdum. Asla acı ve ağrı hissetmiyordum. (14)

Ş i i r :
Bu, (Allah’ın) habibidir ki onun misli doğmadı.
Nur, onun kıvılcımlarından yanmaktadır.
Cibril onun güzellik köşkünde nida etti,
O, mükevvenatın övünç kaynağıdır, o Ahmet,
O, yüzü güzeldir, o Mustafa,
O, gözlerin sürmesidir, o emced.
Onun na’tı yücedir, o Mürteza,
O vasfı güzeldir, o Mesned,
O, bütün efendilerin efendisidir,
O, evet o hâmiddir, Muhammed.
Onun içindir şerefli, azim halk,
Allah buna şahittir, etmem tereddüt.
Üzerine giydirilmiş nefis elbiseler,
Ki onların benzeri gayri mevcut.
O Rasülü müctebadır, o
Nübüvvet ve risaletin sonudur, olun şahid.
Müjde bize, müjde bize onun sayesinde
Saadet, hidayet ve şeref hâsıl oldu bize.
Allah salât etsin sana ey kâinatın hayırlısı
Meclislerde okunmaya devam edildikçe mevlid.

Hazreti Amine validemiz anlatıyor: (15)
Dürr-ü yetimi (Hazreti Muhammed) doğurduğum zaman doğurduğum yerde bulamadım. Göz gezdirdim, araştırdım, baktım ki evimin başka bir odasına kaldırılmış. Odanın içi nur ile dolmuştu. Odaya girdiğimde habibimi bir beyaz yünlüye sarılmış, yeşil bir ipek içinde, sünnet olmuş, sürmelenmiş ve güzel kokular sürülmüş olarak, tazarru eden duacı gibi ellerini semaya kaldırmış vaziyette gördüm. Birisinin şöyle dediğini duydum:
-“Muhammed Mustafa’ya Adem’in ahlâkını, Şit’in marifetini, Nuh’un şecaatini, İbrahim’in hulletini (içten sevgi, dostluk), İsmail’in vadine sadakatini, İshâk’ın rızasını, Lût’un hikmetini, Yûşa’nın cihadını, Musa’nın şiddetini, Danyal’ın muhabbetini, Davud’un tevbesini, Eyyûb’un sabrını, İlyas’ın vakarını, Zekeriyya’nın kabulünü, Yahya’nın ismetini ve İsa’nın zühdünü verin.” Böylece onu enbiyanın ahlâkına daldırdılar.

Abdülmuttalib anlatıyor:
Muhammed Sallallahü Aleyhi ve Sellem doğduğunda Kâbe’de tavafta idim. (16) Beyt-i Şerif’in bütün direk ve sütunlarıyla Makam-ı İbrahim’e doğru eğildiğini gördüm ve onun fasih bir şekilde tekbir ve tehlilini duydum. Sonra Beyt doğruldu ve şöyle dedi:
-“Habibi Muhammed Mustafa hürmetine beni sâir mekânlar üzerine faziletli kılan Allah’a hamdolsun.”
Daha sonra Kabe’nin bölümlerinin bazısı diğer bazısına Aleyhisselâm’ın gelişini müjdeledi.
Bu manzaraya şahid olunca Safa kapısından çıktım ve Mustafa’nın (Aleyhisselâm) evine yöneldim. Kabe’nin üzerindeki putların baş aşağı düştüklerini gördüm. Âmine’nin evini de kuşların ihâta ettiğini gördüm. Evin kapısını çaldım. Seyyid ül Ebrâr’ın (Aleyhisselâm) annesi çıktı. Kendisinde doğum zafiyeti ve nifâs rahatsızlığı yoktu. Titremeğe başladım. Dedim ki:
-“Alnında taşıdığın nur nerde?” Şöyle cevap verdi:
-“Onu en güzel bir şekilde dünyaya getirdim. Hâtiften de bir ses işittim, şöyle diyordu:
-Ey Âmine, bu yavrunun adını “Muhammed” koy.
Bunu işitince dedim ki:
-“Ey Âmine, çocuk nerede?”
Küçük bir odayı işaret etti. Oraya yöneldim. Bir de ne göreyim; kapıda dehşetli, sağlam yapılı, iri yarı bir şahıs duruyor. Beni bir titreme aldı. Dedi ki:
-“Meleklerin ziyareti bitinceye, üç güne kadar yanına girmen mümkün değil.”



Hazreti Âmine anlatıyor:
Birisinin şöyle dediğini işittim:
Onun namına, bir olan zata sığınırım
Her haset edicinin şerrinden,
Her ayaktakinin ve oturanın şerrinden,
Yollarda, caddelerde,
Gözetleyip alanın şerrinden
Her inatçının fitnesinden,
Onun adına Allah’a sığınırım.

Aleyhisselâm Efendimiz beşikte iken ay ile konuşurdu. Ay’a işaret eder, Ay da onun işaret ettiği tarafa giderdi. Peygamberimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem de:
-“Ben ay ile, o da benimle konuşurduk, beni ağlamaktan men etmek isterdi ve ayın, Rahman’ın Arş’ının altında secdeye varırken hasıl olan sesini işitirdim.” buyurdular.

Peygamberimiz Aleyhisselâm’ın hususiyetleri hakkında zikredildi ki, melekler onun beşiğini sallardı. (17)

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler