Kur'an-ı Kerime göre Hıristiyanlık

Kur'an-ı Kerime göre Hıristiyanlık.kurana göre hıristiyanlık.Ayetlerle hıristiyanlık

Kur'an açısından Hristiyanlığı incelerken öncelikle, Kur'an'ın Hz. İsa (104) ve O'na verilen İncil'i nasıl nitelediğine bakmakta yarar vardır. Kur'an-ı Kerim Hz. İsa'nın iki yönünü özellikle vurgulamıştır.
1- Beşer hayatı, 2- Doğumundaki fevkalâdelik.
Hz. İsa'nın annesi Meryem'dir. Hz. Meryem'in annesi bir erkek çocuk doğurursa O'nu Beyt-i Mukaddes'in hizmetine vermeği (105) adamıştır. Ancak O, Meryem doğunca da bu vadinden caymamıştır.
Hz. Meryem Beyt-i Mukaddes'teki günlerini ibadetle geçirmiştir. Kendisine Allah tarafından bir kelimenin müjdelenmesi, O'nun adının İsa, lakabının Mesih olacağı da yine burada yani Beyt-i Mukaddes (106)'te olmuştur. Hz. Meryem'in "...Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olabilir... "(107) diye irkilmesini normal kaşılamak lâzımdır. O tertemiz bir kadındır ve namus timsali olarak yetişmiştir. (108) Hz. İsa'nın babasız olarak yaratılışını hazmedemeyen Yahudi toplumu O'na çeşitli iftiralar atmaktan geri kalmamıştır. (109)
İlâhî vahiy gereği, Hz. Meryem'in durumu Hz. İsa tarafından açıklanmış ve O beşikte iken konuşmuş, Allah'ın kulu olduğunu, kendisine kitap verildiğini ve peygamber olarak görevlendirildiğini söylemiştir. (110) Kur'an-ı Kerim, Hz. İsa'nın vasıflarıyla ilgili olarak şu noktalar üzerinde özellikle durur:
1-Allah'ın Ruhu (Nisa, 171).
2- Allah'ın Kelimesi (Nisa, 171).
3- Ruhu'l-Kuds ile desteklenmiş (Bakara, 87).
Kur'an Hz. İsa hakkında "Ruhu'l-Kuds" ve "Allah'ın Oğlu" terimlerini asla kullanmamıştır; bu, Allah'ın insan şeklinde tasavvur edilmesi düşüncesini ortadan kaldırmak içindir. Halbuki Hristiyanlar O'na Allah'ın Oğlu demek suretiyle, kendilerinden önceki küfredenleri körü körüne taklit etmiş oluyorladı. (111) Bununla da yetinmeyen Hristiyanlar, "Allah bir oğul edindi" diyecek kadar iftiralarında aşırı gitmişlerdi. (112) Kur'an-ı Kerim Hz.İsa'nın özelliklerini sayarken bilhassa şu noktalara dikkat çeker:
1- Hz. İsa'nın beşikte konuşması (Meryem, 23-33).
2- Hz. İsa'nın körleri iyi etmesi, ölüleri diriltmesi, çamurdan bir kuşa can vermesi (Âl-i İmrân, 49; Mâide, 110).
Hz. İsa'nın kavmini Hak yoluna davetinde on iki havari (113) kendisine yardımcı olmuştur. Hz. İsa Peygamberliği süresince daima bir olan Allah'a kulluk tavsiyesinde bulunmuştur. (114) Kur'an-ı Kerim'de açıklandığı üzere Hz. İsa'nın vasıfları şunlardır:
1- Meryem'in oğlu (Bakara, 87, 253).
2- Bakire Meryem'den (115) Allah'ın kudretiyle doğan (Tahrim,12; Enbiyâ, 91).
3- Allah'ın Meryem'e ilka ettiği "ol" kelimesi (Âl-i İmrân, 47).
4- el-Mesih (116).
5- İsa (117)
Kur'an Hz. İsa'dan bu şeklide bahsederken iftiracı Yahudiler kin ve düşmanlık sonucu Hz. İsa'ya "Esau" adını takmışlar, hatta daha ileri giderek, "Esau"nun ruhunun Hz. İsa'ya geçtiğini iddia etmişlerdir. (118)
Her peygamber gibi Hz. İsa da, nübüvvetini pekiştirmek için zaman zaman mucizeler göstermiştir. O'nun mucizeleri daha çok tıpla ilgili olmuştur. (119)
Hristiyanlığa göre Hz. İsa'yı Yahudiler öldürmeğe teşebbüs etmişler, fakat emellerine ulaşamamışlardır. (120) Hristiyan toplumunda Hz. İsa'nın "Haç'ta can verme" meselesini Kur'an açısından değerlendirenler yalnız Modaliste ve Gnostigue'lerdir.
Kur'an, Ehl-i Kitab'ın Hz. İsa'ya iman edeceklerini de kesinlikle açıklamıştır. (121)
Hz. İsa, kendinden sonra Hz. Peygamber (s.a.v)'in geleceğini de müjdelemiştir. (122)
Bugün Hristiyan dünyasında okunmakta olan İncil'in, Hz. İsa'ya indirilen ilâhî kitap olmadığından şüphe yoktur. Bizans imparatoru Konstantinos İznik Konsili (M. 325)'nde, İnciller arasındaki çelişkilerin giderilmesini, sayıları yüzlere ulaşan İncil nüshalarının, dört rakamı ile sınırlandırılmasını, geriye kalanların da imha edilmesini emretmiştir. Bu ayıklama ve İncil sayısını "dört'le sınırlandırma görevini, Konsil'e katılan ve Hz. İsa'nın Hanlığına inanan 318 üye yerine getirmiştir.
Hristiyanların da büyük bir çoğunluğu yanlız ilk dört kitaba (Matta, Markos, Luka, Yuhanna) İncil demekte, bunların dışındaki Resullerin İşleri, Pavlus, Petrus, Yahuda vb. mektuplarını ihtiva eden "Dinî Mecmua" ya ise Ahd-i Cedid adını vermektedir.
Kur'an-ı Kerim Hz. İsa'ya İncil'in verildiğini (123) açıklamıştır. Yine Kur'an-ı Kerim, İncil'e tâbi olanların O'nun hükümleriyle hareket etmeleri gerektiğine, böyle davranmayanların günahkâr sayılacağına işaret etmiştir. (124)
Kur'an-ı Kerim Hristiyan'ı "Nasrani", Hristiyanları da "Nasara" terimleriyle ifade etmiştir. Hristiyanlar Ehl-i Kitap sayıldıkları için, "de ki; ey kitaplılar" ve "ey ehl-i kitap" diye başlayan âyetlerde (125) Hristiyanlar da kastedilmiştir. "İbrahim ne bir Yahudi, nede bir Hristiyandı. Fakat O, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslümandı. Müşriklerden de değildi O." (126) âyetinde ise Hz. İbrahim'in "hanif" ve "müslim" olduğu açıklanmıştır. Kur'an-ı Kerim, hitapla ilgili âyetlerinde genellikle Yahudilerden sonrada Hristiyanları zikreder. Bu, Hristiyanlığın Yahudilik'ten sonra gelen bir din olmasından kaynaklanır.
Yahudilik ve Hristiyanlığın, ancak kendi dinlerinde bulunanların cennete girebilecekleri iddiasını Kur'an-ı Kerim (127) bir kuruntu olarak nitelendirir. Yine Kur'an-ı Kerim bu iki din mensuplarının müslümanlara karşı "Yahudi ve Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız..." tarzındaki hitaplarına da gerekli cevabı vererek Hz. İbrahim'in dininde Allah'a ortak koşulmadığına dikkat çeker.
Kur'an-ı Kerim'e göre bütün peygamberlerin tebliğ ettikleri dinin aslı İslâm'dır. (128) Ancak, Hristiyanlar sözlerinde durmamışlar, bunun için de kıyamete kadar aralarına kin ve düşmanlık salınmıştır. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) Ehl-i Kitap olmaları açısından onlara da gönderilmiş, O da, gizledikleri şeyleri kendilerine açıklamıştır. Hristiyanların küfre girmelerine en büyük sebeplerden biri, kendilerinin "Allah'ın oğulları ve sevgilileri" olduklarını iddia etmeleridir. (129) Kur'an onların bu asılsız, saçma iddialarını cevaplandırarak, Meryem oğlu İsa'ya Allah diyenlerin kafir olduklarını, göklerin, yerin ve aralarındaki her şeyin hükümranlığının O'na ait bulunduğunu açıklamıştır. (130)
Hristiyanlığın gereği gibi kendi cemaatlerine tanıtılamamasında Rabbaniler'in de sorumlulukları olmuştur. Halbuki Hz. İsa hemen her fırsatta, "Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin..."(131) ayet-i kerimesinin ışığında çağrıda bulunmuştur.

(104) Kur'an-ı Kerim'de İsa kelimesi 11 ayrı surede ve 25 ayette geçmektedir.
(105) Al-i İmrân, 35-36
(106) Bkz. Âl-i İmrân, 45.
(107) Bkz. Âl-i İmrân, 47.
(108) Bkz. Enbiyâ, 91; Âl-i İmrân, 42-43. Hristiyanlar her yıl Ağustos'un 15'ine en yakın Pazar'ı "Meryem Ana" günü olarak kutlarlar. Böylece O'nun namuslu bir kadın olduğunu anarlar.
(109) Bkz. Meryem, 24-28.
(110)Bkz. Meryem, 30.
(111) Bkz. Tevbe, 30-31.
(112) Enbiyâ, 26; Zümer, 4.
(113) Havari, Hz. İsa'nın yardımcısı oldukları ve İncil'in çeşitli nüshalarını zaptederek Hristiyanlığı yaydıkları rivayet edilen oniki kişidir.
(114) Bkz. Zuhruf, 65; Mâide, 117.
(115) Hz. İsa'ya "İlâh" ve "İlâh'ın Oğlu" denilemiyeceğini, İncil ve mantıki delillerle en güzel açıklayan eserlerden biri de, Ebu Hamid el-Gazali'nin, er-Reddu'l-Cemil li İlâhiyyatı İsa (Riyad 1986)'sıdır.
(116) Âl-i İmrân, 45,157; Nisa, 171-172; Mâide, 17,46,72,75; En'âm, 30; Tevbe, 31.
(117) Bakara, 72, 136, 253; Âl-i İmrân, 45, 52, 55, 59, 84, 157; Nisa 163, 171; Mâide, 46, 78, 110, 112, 114, 116; En'âm; Meryem, 34; Ahzâb, 7; Şûra, 3, Zuhruf, 63; Hadîd, 27; Saf, 6,14.
(118) İslâm Ansk., (M.E.B.) V, 1062.
(119) Mâide, 110; Âl-i İmrân. 49.
(120) Bkz. Âl-i İmrân, 54. Nisa, 157, 158. Bu konuda geniş açıklama ve mantıki izahlar için bkz. Hakikat Nurları, s. 161 vd. Ayrıca bkz. Matta, XXVI, 1-4; Markos, XIV, 1-2; Luka, XXVII, 1-4; XXVIII, 1-6; Yuhanna, XIII, 1-3 vd.
(121) Bkz. Nisa, 159. Hz. İsa'nın Tevrat, İncil ve Kur'an'daki gerçek konumunu merak edenler, Abdulkerim el-Hatib'in el-Mesih fı'l-Kur'an ve't-Tevrat ve'l-İncil (Beyrut, 1976)'ine bakabilirler.
(122) Bkz. Saf, 6; Yuhanna, XVI, 7. Ayrıca bkz. Dr. Halil Süade, İncil-i Barnaba, Kahire, 1908, s. 126; M. Zerin Akgün, İlim Bakımından İslâmiyet, Ank., 1955, s. 176.
(123) Bkz. Mâide, 46; Meryem, 30. Ayrıca bkz. Hadîd, 27.
(124) Bkz. Mâide, 47, 66, 68.
(125) Bkz. Âl-i İmrân, 64, 65. Bu iki ayetten ilkinde Hristiyanlığın aslî yapısında tevhid inancının bulunduğu anlaşılmaktadır.
(126) Âl-i İmrân, 67.
(127) Bkz. Bakara, 11.
(128) Bkz. Bakara, 128, 132, 140.
(129) Bkz. Mâide, 18.
(130) Bkz. Maide, 17
(131) Mâide, 72.

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son eklenen ruyalar

Sitemizde yer alan soruların cevapları özenle islami eserlerden seçilerek yazılmaktadır.
Haramiler | Bitkiler